Mar
14
Posted on 14-03-2008
Filed Under (Oyun İncelemeleri) by admin on 14-03-2008

Adventure oyunu denildiğinde aklınıza bazı belli başlı oyunlar gelmelidir. MYST serisi, Syberia serisi, kesinlikle Runaway ve son zamanlarda The Adventure Company�nin yaptığı �bazı� oyunlar. Evet, karşılıklı sohbetlerinizde bunlardan haberiniz olmadığını beraberinizdekilere belli ederseniz, ki eğer bir de o kişiler adventure oyunlarından iyi anlıyorlarsa, size gülerler. Velhasıl kelam Silent Hill yada Resident Evil gibi bir takım oyunlara da kıyıdan köşeden adventure payesi verilmeye çalışılıyor. Bu büyük bir hatadır, ve bu hata ölümcüldür. Kalkıp da üstte saydığım oyunların yanına bu ikisini ve o tarz diğer yapımları(örneğin The Suffering, Forgotten Siren) koyamayız. Yeri değildir çünkü. MYST�in yanında SH, Doom gibi kalır. Hoş, zaten kıyaslamaya gerek yok; SH bariz Doom gibi. Yanlış yapılan klasman, oyuncunun kültürünü etkiler. Başka örnekler de vardır. Mesela Grim Fandango, Monkey Island serisi, Maniac Mansion, Full Throttle, Sam and Max. Bunlara da adventure diyenler var. Dikkatinizi çekerim! Onlar birer adventure oyunu değillerdir. Onlar, LucasArts oyunlarıdır!

Ne çok özlemişiz be Lucas,,, Lucas???

A Vampyre Story yapılmakta olan çok yeni bir oyun. Yapımcıları da 2004 Haziran�ında kurulan, çok yeni bir firma. Her şey yeni ve çok apak görünüyor; ama, aslında öyle değil. Olumsuz bir şey söyleyeceğimi sanıyorsunuz, değil mi? Değil! A Vampyre Story�nin yapımcısı Autumn Moon Entertainment her ne kadar 2004 yılında kurulan çok taze bir firma olsa da, oyun tarihinin kuşkusuz en önemli yapımcılarından biri olan, efsanevi Lucas Arts�tan ayrılan bir grup yapımcının kurduğu bir oluşum. Bu oyun için uğraşan programcıların daha önceden Lucas�tayken yaptığı oyunların listesine bakmamız, sırada yapmakta oldukları yapım için ne kadar da umutlu olduğumuzun bir göstergesi olsun bırakın da. Neler yok ki onların arasında? Grim Fandango, Monkey Island 2 ve Full Throttle o uzun listenin içeriğindekilerden sadece üçü. Hatta bu şirket altında çalışan insanlar kısa bir süre önce iptal edilen ve bunun sonucunda eski macera oyunlarına düşkün olanlarımızı epey derinden etkileyen Full Throttle 2 ve Sam and Max 2�nin de programcıları arasındaydı. Şimdi görünen o ki kendileri için çalışıyorlar ve bu ilk çalışmaları ile herkesi yine kendilerine hayran bırakacaklar. Gelin isterseniz senaryosundan görüntülerine, oradan da bulmacalarına kadar kusursuz olacağını tahmin ettiğimiz A Vampyre Story�nin içeriğine bir göz atalım.

Oyunun hali hazırda duyurulma tarihi de elimdeyken sizlerle paylaşayım: 9 Haziran 2004. Gördüğünüz gibi duyuruluş haberinin üzerinden yaklaşık altı ay geçmiş. Bu zaman zarfı bir çoğunuza çok kısa gelebilir, nitekim bence de öyle sayılır; ama, bu gelişme ile beraber birkaç tane ekran görüntüsü olduğuna da dikkat edersek bu sürenin aslında çok daha uzun olduğunu fark etmek zor olmaz herhalde. Ki, Allah onlardan razı olsun, DN Forever, Doom3, HL2 gibi oyunların yapım aşamalarına şahit olduktan sonra ekranlardan yansıyanları görünce zaman kavramını da şaşar olduk. DN istisna, biliyorum. Yani şimdi bir yıl, olmayan bir oyunu geliştirmek için iyi mi yoksa kötü mü diyecek olursanız, ben gayet normal derim. Zira bu oyunun yapımcıları da 2005 sonuna randevu veriyorlar. Her ne kadar bir macera oyununun yapım süreci ile bir aksiyonunkini kıyaslamak çok doğru olmasa da, ben inanıyorum ki özverinin kelime anlamı burada kendini buluyor. Çünkü geçmişe dönüp bakarsak, ilk Monkey Island piyasayı vurduğu tarihlerde oyuncularda büyük bir heves vardı; aynısından yapımcılarda da vardı. Ben ikinci ve üçüncü Monkey Island oyununun salt kar amacı güdülerek yapılmış olduğuna asla inanmıyorum. Aslında Full Throttle 2 ve Sam and Max 2�nin iptallerini de göz önüne alırsam yapımcılara biraz daha sinirlenebilirim; ama, yerim dar. Hem öyle olsa A Vampyre Story�de niye bu kadar beklenti olsun ki? Yapımcıları Lucas�dan ayrılanlar diye olabilir mi? Belki.

Mona The �Vampyre�

Autumn Moon Entertainment�in bu ilk oyunu klasik bütün eski Lucas oyunlarının havasını taşıyor. Eski macera oyunlarındaki o esprili üslubu hatırlayacak olursanız ne demek istediğimi az çok anlayacaksınızdır. Esas kahramanımız; Mona De La Fete adında bir opera sanatçısı. Bilindiği üzere vampirlerin geçmişi Avrupa�ya dayanmaktadır; zira oyunumuzun konusu da Avrupa�da vuku buluyor. Romanya bunun için uygun topraklar olabilir ha, ne dersiniz? Her neyse. Hikayemizde olaylar Draxsylvania adında bir kasabada geçiyor. Mona o inanılmaz sesiyle kadehler çatlatarak şarkılar söylerken, Baron Shrowdy Von Kiefer adındaki bir vampir tarafından kaçırılıyor(isme bak!) ve bildik vampir senaryoları ışığında onu da ısırmak suretiyle bir vampire dönüştürüyor. Biz ise olaylara işte bu noktada dahil oluyoruz. Mona artık gün ışığına bakamamaya, gecelerin kadını olmaya, sık sık yarasaya dönüşmeye ve kan yudumlamaya başlıyor. Bu haline kendini o kadar iyi adapte ediyor ki iyiden iyiye kendine yarasa arkadaşlar bile ediniyor. İşte Froderick de böyle bir canlı. Günlük yaşantılarını devam ettiren ikili şatonun tavanından aşağı sallanarak ve insanların boyunlarını kıtırdatarak günlerini gün ediyorlar. Hikayemiz burada kopuyor maalesef. Devamını ise oyunda göreceğimiz kesin.

A Vampyre Story�nin klasik Lucas oyunlarının atmosferini taşıyacağından söz etmiştik. Yapımcılar bu sözlerini �Monkey Island meets Mona� ile ifade ediyorlar. Tabii ki Guybrush�ın zamanındaki teknikler epey eskidi. Belki de onu o kadar sevmemizin nedeni buydu. Boş verin onu şimdi, Mona�ya bakın. Yeni nesil Lucas oyununda(ben öyle tanımlayacağım) yapımcılar Syberia�daki yöntemin aynısını kullanıyorlar. Hatta grafik motoru olarak da bizzat Microids�in kullandığı, patenti The Adventure Company�e ait olan Virtools Engine işleniyor. Cate Walker�ın başrolünü üstlendiği bu oyunları hatırlarsanız ekranlardan yansıyan doğa oluşumları, grafikler ve animasyonlar epey gerçekçiydi. Her ne kadar macera oyunlarında kaliteli grafikler görmeye alıştıysak da Syberia�nın yerinin kalplerimizde apayrı olduğundan eminim. Bunun en büyük nedenlerinden başta geleninin Oscar olduğundan da eminim. O serideki grafik kalitesine rağmen Mona�nın başrolündeki oyunda çizgi filmleri andıran bir durum söz konusu olacak. Bunu kesinlikle eleştirecek değilim; çünkü Lucas dediğinizde benim aklıma Max�in sivri dişleri ve zeytin gözleri gelir.

Bunun dışında A Vampyre Story�de bir macera oyununda görmeye pek de alışık olmadığımız özelliklerle de karşılaşacağız. Yapımcılar Newerwinter Nights ile aynı cümlede yer veriyorlar Mona�ya. Bunu da geliştireceğimiz yeteneklerimize bağlı olarak bulmacaları da onlara göre çözeceğimize dikkat çekerek belirtiyorlar. Oyun boyunca ilerlerken henüz daha çiçeği burnunda bir vampir olduğumuz için çeşitli vampirlik yeteneklerini kademeler halinde dağarcığımıza ekleyeceğiz. Mona bu yeteneklerini kazanırken biz de bu yetilerimizi bulmacaları çözmede kullanacağız. Ayrıca oyundaki sadık dostumuz olan Froderick ile de çok yakından temas halinde olacağız. Onun bir yarasa olmasının faydalarını da bulmacaları çözerken göreceğiz. Bunu da oyun içerisinde kontrol ettiğimiz oyuncunun değişmesi doğrultusunda olacağı anlaşılabilir galiba. Sadece bununla kalmıyoruz, Froderick ile konuşabiliyoruz ayrıca. Bulmacaların da buna göre gelişeceğine dikkat edersek nelerle karşılaşacağımızı muhakeme edebiliriz.

Gönüllerimizin prensi Guybrush, prensesi de Mona

İşte yazı bitiyor. Kötü bir haberle hem de. Aslında ortada kötü bir gelişme yok, olmasını da asla istemeyiz; ama, bu oyunun çıkmasını beklemek de üzücü ve yıldırıcı bir süreç olabilir. Yapımcılar 2005 sonuna oyunu yetiştirmek için büyük bir çaba gösteriyorlar. İlk verilen tarihler arasında 2005 sonbaharı dikkat çekerken, sonraları bunun 2006�ya sarkabileceği ihtimali yoğunluk kazandı. Söylenecek fazlaca bir şey yok. Sonuçta yapımcılar her ne kadar Lucas tecrübesi almış olsalar da çatısı altında toplandıkları firma çok yeni. Piyasanın, ve üstüne üstlük geliştirdikleri oyunun pazarının ne kadar acımasız olduğuna dikkat edersek şirketin karşılaşacağı sorunları tahmin etmek pek de güç olmaz. İdealist bir topluluk oldukları belli, hala �baba mesleğini� icra ediyorlar. Onlara �kolay gelsin� demekten başka söylenecek başka bir şey olduğunu sanmıyorum. Eğer bir Lucas oyunu gelecekse piyasaya, ve üstelik bu kesinse, aylarca ve yıllarca bekleyecek adventure dostları olduğunu biliyorum. Adventure mu dedim??? Yanlış söylemişim, bu bir LucasArts oyunudur.

(0) Comments    Read More   
Mar
14
Posted on 14-03-2008
Filed Under (Oyun Çözümü) by admin on 14-03-2008

Bölüm 1: Force Majeure

Oyuna Lost dizisinin fanatiklerinin net bir şekilde hatırlayacağı uçak kazası ile başlıyoruz. Gözlerimizi açtığımızda ormanın içerisindeyiz. Dümdüz koşun ve ağaçta asılı duran cesedin yanına gelin. Hemen sağ tarafından giden yoldan ilerleyip kim olduğunu hatırlayamadığımız bir kadın ile karşılaşıyoruz. Yardım bulmamız gerekli. Sol taraftan biraz daha ilerlediğinizde Kate ile karşılaşacaksınız. Bütün soruları sorun. Size bir şişe su verecek. O sırada �Flashback� denilen bölüm karşımıza çıkıyor. Flasback bölümlerinde amacımız, size gösterilen parçalanmış fotoğrafı yeniden çekmek. Aslında tam olarak aynı kareyi yakalamasak bile kabul ediyor oyun. Bu yüzden fazla zorlanacağınızı düşünmüyorum. Yinede çekeceğiniz fotoğrafları resimler bölümünde bulabilirsiniz. Kate hostes kızdan su şişesini alırken fotoğrafı çekin. Yalnız yeteri kadar odaklanmış olmaya dikkat edin.( Odaklanmak için sağ ve sol ok tuşlarını kullanıyoruz ) Fotoğrafı çektikten sonra karakterimiz Kate�in bir kaçak olduğunu ve ellerinde kelepçe olduğunu hatırlayacak. Onu uçakta görmüştük. Kısa süren ara demoyu izledikten sonra size doğru gelen hostes kadın ile konuşun ve ardından yeniden bir demo giriyor. Tekrar ormandayız. Kate�e kelepçeleri sorun. Sizinle bir anlaşma yapmak istediğini ve kelepçe meselesinin aranızda kalmasını istediğini söyleyecek. Ardından burada bir köpek olduğunu ve onu takip ederek uçağın düştüğü kıyıya gelebileceğinizi söyleyecek. Köpeği bulun ve sahile gidene dek takip edin. Eğer sizden çok uzaklaşırsa köpeği çağırabilirsiniz.

Sahile geldiğinizde ileriye koşarak Jack�i bulun. Size uçağın yakıt tankını ikinci motora yönlendirmeniz gerektiğini söyleyecek. Hemen enkaza koşun ve panele tıklayın. Burada yapmanız gereken, akımı sol taraftan sağ tarafa doğru götürmek. Fakat bunu yaparken dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü akım sağ tarafa üstünde de görebildiğiniz gibi en fazla 35v olarak geçmek zorunda. Aslında oldukça basit bir bulmaca fakat şöyle açıklayabilirim. Elinizde 6 adet sigorta(fuse) bulunuyor. Bu sigortalardan 2 uçlu olan iki tanesi akımı geçirirken 5v�lık bir kayba uğratıyor. 3 uçlu olan iki tanesi ise 15v, 4 uçlu olan iki tanesi ise 30v�lık bir kayba yol açıyor. Bu şekilde ufak bir hesap yaparak kolayca çözebilirsiniz. Sol tarafa 2 uçlu olanlardan, sağ tarafa ise 4 uçlu olanlardan koyarak bu bulmacayı çözüyoruz. Demo giriyor ve uçağın kanadı düşüyor. Jack ile tanışıyorsunuz. Hafızanızı kaybettiğiniz için isminizi bilmediğinizi söyleyince size hafızanızı tetikleyecek bir şeyler bulmanız gerektiğiniz söyleyecek. Şimdiki hedefimiz kendinize ait bir şeyler bulabilmek. Sol tarafınıza doğru koşun ve yakılan ateşi bulun. Ateşin hemen yanında çantanızı bulacaksınız ve bu sırada gizemli bir yabancı gelerek size saldıracak. Bir kameradan ve fotoğraftan bahsediyor. Fotoğrafı bulacağını ve sizi öldüreceğini söyledikten hemen sonra suratınıza yediğiniz tekme ile ilk bölümü bitiriyoruz.

ölüm 2: A New Day

Demodan sonra Kate ile konuşun. Size uçağın bir bölümünün ormanın içerisine düştüğünü söyleyecek. Ormana gitmeniz gerekiyor, fakat Jack size izin vermeyecek. Geri dönün ve Claire ile konuşun. Söyleyebileceğiniz herşeyi söyleyin. Jack ile konuşun. Ardından sahil tarafında bir kadın ile karşılaşacaksınız. Yine Flashback ile kadını hatırlamaya çalışacağız. Bu kez hem fotoğraf çekmeniz gerekiyor hem de etraftaki gazeteyi, günlüğü ve ses kaydedicisini incelemeniz gerekiyor. Fotoğrafı çektikten sonra bu kadının arkadaşınız olduğunu anlıyoruz. 3 nesneyi de inceledikten sonra kadının yanına giderek konuşun. Demo girince arkadaşınız arkadaki balıkçıya bir yalan söyleyecek ve kayığa binebileceksiniz. Yeniden günümüze dönüyoruz ve kadın yok oluyor. Fotoğraf makinemizi bulmamız gerekiyor.

Yükleme ekranından sonra Jack�e koşun ve Claire�ın rahatsızlandığını söyleyin. Jack hemen orayı terk edecek ve siz de ormana girebileceksiniz. Jack gidince ormana girin. Hemen önünüzde John Locke, Banyan ağacı denilen ağaçların içinde sizi çağırıyor olacak. Onunla konuşun ve size bu ağaçların korumanıza yardımcı olacağını söyledikten sonra yanınızdaki uçak enkazını inceleyin. Uçağın kalan kısmını bulmak için bu parçaları takip edeceğiz. Her parçayı bulduğunuzda, bir daha ki parçanın yönünü gösterecek. Bu şekilde ilerleyerek ormanın diğer tarafına geçeceksiniz. Yalnız Kara Duman ormanda iş başında ve dikkat etmeniz gerekiyor. Yaklaştığını çıkardığı garip sesten anlayabilir ve hemen Locke�ın size söylediği ağaçlardan birinin içerisine saklanabilirsiniz. Yakalanırsanız sizi öldürüyor. Buna dikkat ederek hızlıca uçağın parçalarını takip edin ve ormanın ikinci kısmına geçin. Ormanın içerisindeyken yerde bulacağınız bütün su şişeleri ya da meyveleri toplamaya özen gösterin. Bunları takas yaparken kullanacağız.

Ormanın diğer kısmına geçtiğinizde düz gidip sağa dönün ve Michael ile karşılaşın. Onunla konuşunca uçağın diğer kısmının mağaranın diğer ucunda olduğunu öğreniyoruz. Michael ile takas yapın ve 2 tane meşale alın. Mağaraya girin ve meşalenizi yakın. Mağaranın içerisi biraz karışık, fakat sizi çıkışa doğru yönlendirecektir. İçeride yarasalara dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü geldikleri zaman meşalenizi söndürüyorlar. Yolunuzu bulmak için yerdeki iskeletleri takip edin. Eğer doğru yönde ilerleyebildiyseniz bir kutup ayısı cesedi ile karşılaşacaksınız. Yerde bir meşale daha var onu da alın. İlerlemeye devam edin. Mağaradan çıktıktan sonra ilerleyin. Yükleme ekranından sonra bir iki adım atınca uçağın kokpit kısmını göreceksiniz. Sağ taraftan ilerlemeye devam edin. Sol yapın ve içeri girin. Girdikten sonra hemen sağ tarafa dönün. Eşya dolabını inceleyin. Dolap kilitli ve kameranız da içinde. Bunu açmamız gerekiyor. Sola dönün ve ilerleyin. Yerden kitabı alın. Kokpite geldiğinizde camda kan olduğunu göreceksiniz. Tam arkanızda iki tane elektrikli panel bulunuyor. Sağdaki panele girince bütün sigortaları toplayın ve soldaki panele tıklayın. Burada yine ilk bulmacaya benzer bir bulmaca ile karşı karşıyayız. Bu kez iki yol var ve üst kısma 75v alt kısma ise 50v gelecek şekilde sigortaları yerleştirmeniz gerekiyor. Yine oldukça basit bir bulmaca. Sigortaları yerleştirince demin kilitli olan dolap açılacak. Dolaba dönün. İçinden eşyaları alın. Daha sonra elektrik paneline geri dönün ve sigortaları tekrar alın. Şimdi uçaktan çıkın ve demo girecek. Bölüm ikiyi de böylece bitirmiş olacaksınız.

Bölüm 3: Via Domus

Uyandığınızda kamptasınız. Düz koşun ve Sayid ile konuşun. Locke�ın pile sahip olduğunu söyleyecek. Locke ile konuşun. Size pile ihtiyacınız olmadığını söyleyecek ve pili vermeyecek. Bu sırada yeniden Flashback yaşıyoruz. Fotoğrafı çekin. Demo girecek. Adada gördüğümüz gizemli kadının adının Lisa Gelhorn olduğunu öğreniyoruz. John Locke�ı nereden tanıdığımızı hatırlıyoruz. Fakat bir farkla, kendisi tekerlekli sandalyedeydi. Demodan sonra etrafı inceleyin, 3 adet nesneyi bulmanız gerekiyor. Birisi ses kaydedicisi, diğeri bir not ve bir de gazete kupürü. Nesneleri inceleyin, Rico ile konuşup 3. Flashback�i bitirin.

Locke ile konuşun. Tekerlekli sandalyeden bahsedin. Tehdit yoluyla pillerinizi alacaksınız. Locke�u takip edin. Tekrar konuşun. Ağaçların üzerinde işaretler olduğunu ve takip etmeniz gerektiğini söyleyecek. Ağaçları takip ederek yolunuzu bulacaksınız. Ormana girin. Ağaçları bulduğunuzda size bir sonraki ağacın yerini gösterecek. Aynı uçak enkazında olduğu gibi. İlerlemeye devam edin ve hızlı olun. Ateş seslerini duyacaksınız. Birileri size ateş ediyor. Ağaçları bularak ilerleyin ve ormanın diğer kısmına geçin. Dümdüz koşmaya devam edince Locke ile buluşacaksınız. Yerde kocaman bir kapak var. Bu kapağın üzerinde numaralar yazıyor. Kameranız ile numaraların resmini çektikten sonra Locke ile konuşun. Pilleri isteyin. Takip etmenizi isteyecek. Yine yükleme ekranı ile karşı karşıyayız. Yüklemeden sonra Locke�ın peşinden koşun. Elindeki meşale yardımıyla onu rahatlıkla görebilirsiniz. Meşalenizi alın ve içeri girin. Meşaleyi yakın sesin geldiği yöne doğru ilerlemeniz gerekiyor. Koşarak ilerleyin ve yarasalara dikkat etmeye özen gösterin. Mağaranın geneli boyunca dümdüz koşacaksınız. Gidebileceğiniz başka yönlere gitmenize izin verilmediği için yolunuzu rahatlıkla bulabilirsiniz. Karşınıza Lisa çıkacak ve demo girecek. Yavaş yavaş bir şeyler hatırlamaya başlıyoruz. Ayağınız takılacak ve düşeceksiniz. Yine demo girecek. Demodan sonra ileriye doğru gidin ve bir ceset göreceksiniz. Elinde pusula tutuyor onu alın. Yeniden demo giriyor ve 3. bölümü de bitiriyoruz.

Bölüm 4: Forty-Two

Dördüncü bölüm başladığında bir patlama olacak. Yeniden kamptayız. Pilleri Sayid�e götürmeden önce ormana doğru giriyoruz. Pusulamızı takip etmemiz gerekiyor. Ağaçta bir kağıt göreceksiniz üzerinde 215 yazıyor. İlerleyin ve kağıtları takip edin. Sırayla size gitmeniz gereken koordinatları gösterecekler. Her kağıda ulaştığınızda pusulanızı, kağıtta yazan yöne doğru çevirin ve o yöne ilerleyin. Bu şekilde diğer kağıda ulaşacak ve ormandan çıkış yolunu bulabileceksiniz. İlerlerken yerde bulduğunuz her şeyi toplayın. Karşınıza Desmond çıkacak. Konuşabildiğiniz her şeyi konuşun. Düz ilerleyip ormanın diğer kısmına geçin. Dümdüz koşun ve yerdeki eşyaları toplamaya devam edin. Sayid ile karşılaşacaksınız. Pillerden bahsedin. Sayid size isminizi söylemeden içeriye giremeyeceğinizi söyleyecek. Size yolcu listesini verecek ve isminizin orada olduğunu kanıtlamanızı isteyecek. Adınızı öğrenmeniz gerekiyor.

Geriye doğru geldiğiniz yönden koşun ve sahile dönün. Hurley ile konuşun. Yolcu listesinden bahsedin. Size adınızın orada olmadığı takdirde sizin diğerlerinden birisi olabileceğinizi söyleyecek. Yine bir Flashback ile karşı karşıyayız. Fotoğrafı çekin. Demodan sonra arkanızdaki raflardan mektubu bulun. Hemen yan taraftaki ses kaydedicisini ve Rico�nun yanındaki dosyayı inceleyin. Rico ile konuşun. Adınızın Eliott Maslow olduğunu öğreniyoruz. Tekrar Sayid�in yanına koşun ve adınızı söyleyin. Sizi hoş karşılayacak.

Konuştuktan sonra Swan adlı istasyona girin. Dümdüz koşunca demo girecek. Eğer bilgisayar ses çıkarmaya başlarsa numaraları girmeniz gerekiyor. Etrafı inceleyin. Duvarda bir resim yapılmış. Fotoğrafını çekin. Biraz sonra bip seslerini duymaya başlayacaksınız. Bilgisayara koşun ve numaraları girin. Numaralar 4 8 15 16 23 42. Numaraları girince sayacın sıfırlandığını göreceksiniz. Etrafı incelemeye devam edin. Toplayabildiğiniz her şeyi alın. 3 tane ışığın olduğu bir alet göreceksiniz. Kitaplığı bulduğunuzda bir fotoğrafını çekin. Yiyecek deposuna girip alabildiğiniz her şeyi almaya devam edin.

İlkyardım dolabının yan tarafında bir şeyler yazıyor. Onun da fotoğrafını çekin. Elbise dolabını bulun ve yanındaki panel ile birlikte bir fotoğrafını çekin. Elektrik paneline gidin ve elinizdeki sigortaları akımı düzgün dağıtacak şekilde yerleştirin. Bu bulmaca diğerlerine göre biraz daha zor fakat yine de çözebileceğinizi düşünüyorum. Doğru yerleştirdiğiniz takdirde bir ışık sönecek. Diğer panele koşun ve bu panel bulmacasını da çözün. Bir ışık daha sönecek. Girişteki panele dönün ve bu bulmacayı da çözün(3 panelin de çözülmüş resimleri resimler kısmında bulabilirsiniz). Işıkların olduğu yere gidin ve düğmeye basın. Düğmeye bastığınızda bütün kapılar kapanacak ve bir resim belirecek. Hemen bilgisayara dönün ve �Via Domus� yazın. Ardından D yazarak Enter�a basın. Sırayla sorular sorulacak. İlk sorunun cevabı �63� ikinci sorunun cevabı ise �L�. Soruları cevapladıktan sonra A yazıp Enter�a basın ardından B yazın. Daha sonra ilk kapıyı açmak için A yazarak yine Enter�a basın. Diğer kapıları açmadan önce duvardaki resmin fotoğrafını çekin. Bilgisayara giderek B kapısını da açın. Halterin yanından geçerek panelden bütün sigortaları alın. Diğer panellerdeki sigortaları da unutmayın. Çıkışa doğru koşunca demo girecek. Bölüm 4 de burada bitiyor.

Bölüm 5: Hotel Persephone

Bölüme başladığınızda zifiri karanlık içindesiniz. Çakmağınızı çıkarıp yakın ve demoyu izleyin. Düz yürüdüğünüzde Kate sizi karşılayacak, konuşabildiğiniz her şeyi konuşun ve yine Flashback. Flashback başladığında ileriye doğru gidin ve kolonun yan tarafında laptop ile uğraşan kadının fotoğrafını laptop ekranını da görecek şekilde çekin. Kadının yanına doğru ilerlerken notu inceleyin, sandalyenin arka tarafından dosyayı inceleyin. Sonra tam olarak arkanızda bulunan masanın üzerindeki ses kaydedicisini dinleyin. Oturan kadın yani Lisa ile konuştuktan sonra adaya dönüyoruz.
Gazeteci olduğumuzu hatırlıyoruz. Kate ile konuşun ve gazeteci olduğunuzu söyleyin. Kate size kapıyı açacak. Tavandaki kan izlerini inceleyin. Fotoğraf makinenizi çıkarıp tavandaki kanların fotoğrafını çekin. Kate ile konuşun. Söyleyebildiğiniz her şeyi söyleyin. Arkanızı dönün ve yerdeki oyuncak uçağın resmini çekin. Bilgisayarın olduğu odaya gelin. Bilgisayara tıklayıp A yazarak kapıyı kapatın. Daha sonra D yazarak mor ışık menüsüne ulaşın. A yazarak birinci ışığı B yazarak ikinci ışığı yakın. Kapıya doğru gidin ve solunuzdaki haritaya bakın. Resmini çekin. Başka istasyonların olduğunu öğreniyoruz. Tekrar bilgisayarın olduğu odaya gelin ve istasyondan dışarı çıkın. Yeniden ormandayız. Sol tarafınızdan koşun ve sağa dönüp mağaraya girin bir kapı ile karşılaşacaksınız. Kapı kilitli. Geriye dönün ve mağaradan çıktıktan sonra sola tarafa doğru koşun. İleriye doğru gidince sahile varacaksınız. Sahile gidin ve Charlie ile konuşun. Dinamitleri sorun. Locke�a gitmeniz gerektiğini söyleyecek. Takas yaparak ondan silah ve benzini alın. Arkanıza doğru koşun ve Locke�u bulun. Dinamitleri sorun. Hugo ile konuşun. Ona da dinamitleri sorun. Size Black Rock adında bir yerden bahsedecek.

Bebek pusetinin olduğu yerden ilerleyin ve tekerlekli sandalyeyi bulun. Bir fotoğrafını çekin. Geriye dönüp mavi çadırı bulun. İçinde Charlie�nin gitarı var. Fotoğrafını çekin. Tekrar ormana dönüyoruz. Hatch adı verilen yere gidin. Burada yapmanız gereken kayaların arasındaki yolu takip etmek. Kırmızı bir bayrak göreceksiniz. Ağaca doğru ilerleyince Dark Territory�e giriş yapmış oluyorsunuz. Hemen ileri koşun ve ağacın içine girin. Kara Duman peşinizde. Gidene kadar bekleyin. Gittiğinden emin olunca dışarı çıkın ve ileriye doğru koşmaya devam edin. Minibüsün fotoğrafını çekin ve düz koşun. Burada elinizden geldiğince çabuk olmalısınız ve eğer Kara Duman size yaklaşırsa hemen ağaçların içine girerek beklemelisiniz. Ormanda ancak gitmeniz gereken yere veya geldiğiniz yere gidebildiğiniz için bulmak pek de zor olmayacak. Black Rock�ı bulduğunuzda içine girin. Ateş edecekler, silahınızı çekin ve yukarıdaki adamı vurun. İlerleyip sağa dönün ve düz ilerleyin. Demo girecek. Black Rock bir gemi. Gemiye doğru ilerleyin ve içine girin. Düz gidince yine demo girecek. Dinamitleri alın ve geriye dönün. Gemiden çıkın. Geldiğiniz yöne doğru giderek ormana girin. Sağ taraftan ilerleyerek yamaca ulaşmanız gerekiyor. Buradan ilerleyerek Dark Territory�e giriş yapın. Sağ tarafa doğru ilerleyin ve Banyan ağaçlarını takip ederek ilerleyin. Diğer bölgeye geçiş yapacaksınız. Sol taraftan düz ilerleyin. Yol sola doğru kıvrılacak, takip edin. Şelalenin altından mağaraya girin ve diğer ucundan çıkarak daha önce gelmiş olduğunuz kilitli kapıya ulaşın. Dinamiti kapıya yerleştirip silahınızı çekin ve uzaklaşın. Yeterli mesafeye geldiğinizde dinamite ateş edin ve kapıyı havaya uçurun. Manyetik çekim alanını nötr hale getirmemiz gerekiyor. Yükleme ekranından sonra düz koşunca değişik bir makine ile karşılaşacaksınız. Sol tarafından dolaşın ve bilgisayarı bulun. Size sorular soracak. İlk sorunun cevabı 8, ikinci sorunun cevabı R ve üçüncü sorunun cevabı ise 493 . doğru cevaplayınca C seçeneği ile nötr hale getirin. Demo ile birlikte 5. bölüm de geride kalıyor.

Bölüm 6: Whatever it Takes

Bölümün başında hızlı olmanız gerekiyor. Koşmaya başlayın ve zıplama tuşu ile kütüklerin üzerinden atlayın. Hiç durmadan koşmaya devam edin. Fark ettiğiniz üzere Kara Duman peşinizde. Eğer engellere takılırsanız sizi yakalıyor. Birkaç deneme ile burayı geçebilirsiniz. Yolun sonuna vardığınızda demo girecek. Demonun ardından kadın ile konuşun. 6. bölümün Flashback�i ile karşı karşıyayız. Lisa tam olarak asansörün önündeki görevli ile konuşurken fotoğrafını çekin. Lisa ile konuşun. 3 nesneyi bulmanız gerekiyor. Bu nesneler yine bir not, bir misafir listesi ve de gazete. Nesneleri bulduktan sonra asansör görevlisiyle konuşun. İkinci konuşma seçeneğini kullanın. Demo girecek ve asansörü terk edecek. Lisa�yı sattınız. Yeniden adadayız. Lisa�yı biz öldürmedik. Kadına söyleyin. Yandaki direklerin arasından geçmeye çalışırsanız ölürsünüz. Kadının çitlerin elektriğini kesmesini bekleyin ve çitlerden geçerek ileriye doğru koşun. Pearl adlı istasyona girmiş olmalısınız. Etrafı inceleyip alabildiğiniz eşyaları alın. Fotoğraf makinenizi çıkarıp duvardaki Dharma sembolünün fotoğrafını çekin ve dışarı çıkın. Çitlere doğru koşun ve tekrar kadınla konuşun. Takas yöntemiyle 2 şarjör ve benzin alın. Hatta alabildiğiniz bütün benzin bidonlarını alın ve elinizdeki gereksiz her şeyi verin. Konuşabildiğiniz her şeyi konuşun. Sağ tarafınızdan devam edin ve istasyonu bulun.

İstasyona girdikten sonra ilerleyin ve binaya girin. Meşalenizi alın ve etrafı inceleyin. Bulabildiğiniz bütün eşyaları toparlayın. Tellerin olduğu yerden geçerek soldaki odaya girin. Dokümanları inceleyin. Kapıdan geçerek ilerlemeye devam edin. Konuşmalar duyacaksınız. Dolapların yanından sigortayı alın. Odaya girin ve her şeyi alın. Dharma sembolünü görene kadar ilerleyin ve sağdaki odaya girin. İstasyonun içerisinde ilerlemeye devam edin. Elektrik panelini bulun ve bulmacayı çözün. Yanınızdaki kapı açılacak. Merdivenden yukarı çıkın. İlerleyerek bilgisayarı bulun. 32 yazarak ses kayıtlarını dinleyin. Geriye dönün ve odadaki haritayı inceleyin. Fotoğraf makinenizi çıkararak resmini çekin. Silahınızı çıkarın. Beyaz kapıya gelin ve kapıyı açar açmaz ayakta duran takım elbiseli adamı vurun. Karşınızda Mikhail. Demo giriyor, Juliet tarafından boynumuza bir iğne daha yiyoruz ve 6. bölüm bitiyor.

Bölüm 7: Worth a Thousand Words

Uyandığımızda bir yerde hapis durumdayız. Lisa arkanızda, onunla konuşun. Size tekrar olmasına izin verme diyor ve ardından da yok oluyor. Cama doğru ilerleyin, Tom ile konuşun. Neden kilitli olduğunuzu sorun. Konuşmanın ardından yeniden Flashback giriyor. Yükleme ekranından sonra hemen ileriye koşup sola dönün ve demirlerin arkasına geçerek fotoğraf çekmek için hazırlanın. İçeriye iki adam girecek, tam çantayı diğerine verirken fotoğrafı çekin. Burada toplamanız gereken bir nesne yok. Demodan sonra adaya geri dönüyoruz.

Tom ile konuşup fotoğraftan bahsedin. Biraz bekleyince kapıyı açacak. Odadan çıkınca yerden sigortayı almayı unutmayın. Bilgisayarların olduğu odaya koşun ve az önce Tom�un durduğu yere gelin. Masanın karşısındaki kapıdan devam edin ve hiç bir yere girmeden ilerleyin. Röntgenlerin asılı olduğu odayı bulun ve içeri girin. İlerleyin ve ortasında köprü olan havuzu bulana kadar gidin. Bilgisayarı bulun. Test geliyor. İlk sorunun cevabı 44, ikinci sorunun cevabı H; üçüncü soru ise B olacak. Hydra istasyonundayız. D yazarak notu okuyun. C yazarak da platformu yukarı kaldırın. Köpekbalığı yukarıya doğru çıkacak. Balığın yanına gidin ve inceleyin. Tam burnunun karşısındaki kapıdan geçerek elektrik panelini bulun. Bulmacayı çözün. İçeri girin ve dosyayı inceleyin. Ardından Juliet ile konuşun. Ardından Ben ile konuşun. Sizden Jack�i, Black Rock�a getirmenizi isteyecek. Konuşmadan sonra otomatik olarak kampa dönmüş olacaksınız.

Sawyer ile konuşun ve ondan alabildiğiniz kadar şarjör alın. Jacki bulmanız gerekiyor. İleriye koştuğunuz zaman Jack karşınıza çıkacak. Black Rock�a gelmesini söyleyin ve kampı terk edin. Jack sizinle orada buluşacak. Ormana girin ve Black Rock�a gidin. Gemiye doğru ilerleyin ve Jack ile konuşun. Size bir silah verecek. Konuşabildiğiniz her şeyi konuşun. Gemiye girin ve güverte kısmına çıkın. Demo girecek ve Jack onu sattığınızı anlayacak. Siz de karşılığında pusulanızı geri alacaksınız. Demodan sonra hemen silahınızı çekin ve masanın üzerinde bulunan dinamiti vurun. Yine demo giriyor ve Juliet size pusulanızı 325 yönüne ayarlayıp bota ulaşmanızı söyleyecek. 1 buçuk dakikanız var ve hızlı olmanız gerekiyor. Hiç durmadan koşun ve engellere dikkat edin. Aynı zamanda ateş eden birileri var ve vurulmamanız gerekiyor. İskeleye ulaştığınızda tekne kıyıya yanaşacak ve John Locke da tekneyi patlatacak. Ardından Locke ile konuşun. İskelenin ucuna giderek bota binin. Şok edici bitiş demolarının ardından oyunu bitiriyoruz. Hayırlı olsun, yeniden adaya döndünüz.

(0) Comments    Read More   
Mar
14
Posted on 14-03-2008
Filed Under (Oyun İncelemeleri) by admin on 14-03-2008

Üzerinde konuşulmaya daha piyasaya çıkmadan başlanan, popüler vahşet oyunu Manhunt�un, yeni kurbanı bu defa PlayStation Portable oluyor. İlk versiyonundan itibaren PC ve konsollarda ses getiren yapım, her ne kadar tartışmalara yol açsa da engellenemeyen bir şekilde daha fazla oyuncuyla buluştu. İnsanların hayvani içgüdülerini ortaya çıkartan içeriğin, tatmin edilmişliğin verdiği bir uysallığa mı, yoksa arzuları arttıran bir azgınlığa mı dönüştüğü ise hala tartışma konusu.

Sosyologlar tartışa dursun, bizler oyuna bakalım. Manhunt 2, biraz da şaşırtıcı olarak beklediğiniz kadar kanlı şekilde karşınıza çıkmıyor. Özellikle şiddet dozu yüksek sahnelerde Blur efekti baskısını arttırarak net görüntü vermekten kaçınıyor. Bu durum, yapımın daha az vahşet içerdiği anlamına gelmiyor. Zira hala kan, seks ve argo varlığını sürdürüyor. Bu bakımdan 18 yaş altı oyunculara tavsiye etmiyoruz. Karakterimiz Dr. Danny Lamb�in adındaki gönderme �Kuzuların Sessizliği, Silents of the Lambs- gözlerden kaçmıyor. Danny, akıl hastanesinde elektrikli sandalyeden şans eseri kurtulmayı başararak kaçışını gerçekleştirmiştir. Hafızasına dair hiçbir şey hatırlamayan karakterimiz, Flashback�ler ile parçaları bir araya getirmeye çalışmaktadır. Hastaneden arkadaşı Leo�nun da yardımı ile kayıp parçalar bir araya geldikçe, �Proje� isimli medikal deneyin ortasında olduğunu anlar. Geçmişi hatırlamaya çalışan karakterimizin derdi yalnız akıl sağlığı değildir; Danny, bir yandan da �İnsan avcıları� ile de mücadele etmek zorundadır.

Psikolojik delilik

PlayStation 2�den PSP�ye uyarlanan oyun boyunca, benzin istasyonu, depo ve seks kulübünü araştırıyoruz. Araştırmalar sırasında müstehcen ve kötü içerikli görüntülerle karşılaşmamak imkansız gibi. Bu tip sahneler Blur�la, her ne kadar görüntüyü filtrelese de rahatlıkla anlaşılabiliyorlar. Üçüncü şahıs görüşünden kontrol ettiğimiz Danny�nin en büyük dostu gölge ve karanlık mekanlar. Genellikle bir karaltıya saklanmak ve düşmanı beklemek en mantıklı saldırı taktiğini oluşturuyor. Bunun dışında sese duyarlı düşmanları gürültü ile kendinize çekmeniz de mümkün. Çok farklı sitillerde öldürülebilen rakipler üzerinde kullanacağınız yöntem size ve etrafınızdaki nesnelere kalmış. Sopa, bıçak, cam kırıkları en sevdiğimiz nesneler arasında. Tekmelemek, kafa yarmak, benzin döküp ateşe vermek gibi yöntemler hayal gücünüze kalmış! Manhunt 2 aslında tam anlamı ile bir Stealth Action oyunu. Saklanmak, duvarlara yapışmak, köşelerden bakmak ve gizlenmek anahtar kelimeler. Bununla birlikte düşmanların yapay zekası zaman zaman türe uymayacak derecede basitleşebiliyor. Önünüzden geçip sizi fark etmeyen, nesneler arasına sıkışan, sürekli aynı alanda dönüp dolaşan düşmanlar can sıkıcı olabiliyor.

Manhunt 2, PSP ekranına adeta farklı bir çeşit katıyor. Özellikle PSP�de görmeye alışık olmadığımız sahneler, küçük yaştan oyuncu kitlesine de sahip bir el konsolu için tehlike arz ediyor. PS2�den yapılan iyi bir uyarlama olduğunu söyleyebileceğimiz yapım, iyi grafikleri ve videoları ile dikkat çekiyor. Sesler ve müzikler bakımından da oyun atmosferine uygun tempoya sahip tınılar bizlere eşlik ediyor. Yaklaşık 15 saatlik oynama süresi, farklı oyun sonları, iyi sayılabilecek bir hikaye ile birleşiyor. Midesi kaldıranlara

(0) Comments    Read More   
Mar
14
Posted on 14-03-2008
Filed Under (Oyun İncelemeleri) by admin on 14-03-2008

Fading Shadows, gizemli öğelere sahip fantastik bir dünyada geçen, kendine has yapısı bulunan bir oyun olmuş. Yalnız PSP için dizayn edilmiş olması bakımından da, el konsolumuz için ayrı bir önemi bulunmakta.

Ivolgamus firması tarafından geliştirilen ve piyasaya sunulan oyun, daha önce görmediğimiz bir Puzzle yapısına sahip. Fading Shadows, çok fazla üstünde durmayacağımız bir hikayesi bulunuyor. Bununla birlikte hikayenin sunumu bir Puzzle oyununa göre gayet güzel entegre edilmiş. İşlenmiş konsept çizimleri tadında resimler de hikayeye eşlik ediyor. Erwyn, karanlık güçler tarafından bir kalede tutsak edilmiştir. İnfazına çok fazla zaman kalmayan Erwyn, büyücü kız kardeşi Aira tarafından ölümü engellenmesi için Erwyn�in ruhu bir küreye hapsedilmiştir. Doğaüstü güçlerini kullanarak küreyi kaleden kaçırmaya çalışan Aira�nın gücü yetersiz kalmaktadır. Hal böyle olunca da küreyi kontrol etmek bize kalır.

Kürenin ruhu

Kalenin içinden kaçmaya çalıştığımız yapımda, bir ışık huzmesini kontrol ediyoruz. Spritüel gücümüzü temsil eden ışık huzmesi sayesinde küreyi kontrol edebiliyoruz. Kısaca küre ışığı takip ediyor diyebiliriz. Ancak bu bölüm yapıları nedeniyle görüldüğü kadar kolay değil. X ve kare tuşları ile çekim gücümüzü değiştirerek küreyi platformlardaki engel, yokuş, uçurum, basamak gibi farklı kısımlardan başarı ile geçirmemiz gerekiyor. Örneğin çekim gücümüz yetersizse küre yokuşu çıkamıyor ya da fazla güçlü çekiyorsak, virajı alamayan araba misali küremiz yol dışına çıkarak aşağı düşüyor. Çekim gücünü ayarlamak dışında O tuşu ile anlık kuvvetli enerji yollayarak küreyi zıplatmamız da mümkün. Bu sayede basamak ve yükselti gibi engelleri küreyi aşırtarak geçmek mümkün oluyor.

Fading Shadows�da bölüm tasarımları gayet başarılı yapılmış. Bölümler bir kalenin içyapısını andıracak şekilde tasarlanmış. Farklı yükseltili platformlar, birbirlerine yamaç, basamak gibi yollarla bağlanmış. Kürenin fiziki davranışı da gayet gerçekçi yapılmış. Verdiğiniz komutlara gerçekçi tepkiler doğuruyor. Ayrıca bölümleri geçebilmeniz için kürenin formunu da değiştirmeniz gerekiyor. Kürenin ilk formu metalikken daha sonra tahtaya da dönüştürülebiliyor. Bu durum bölüm içinde bulunan su kısımlarını aşmanız için kullanılıyor. Örneğin su derinliği zıplanarak aşılamayacak kadar fazla ise formu tahtaya dönüştürerek su yüzeyinden yüzerek geçiyoruz.

Bölümler birbirlerine kapılar ile bağlanıyor ve açılmaları için belli düzenekleri aktif etmek gerekiyor. Düzenekler genellikle kürenin belli bir blok üzerine istenilen formda ve sırayla çıkılması ile aktif oluyor. Bloklara ulaşmakta küçük bulmacalar içeriyor. Örneğin suyun altına gizlenmiş bir bloğa ulaşmak için, önce küreyi metal formuna çevirip dibe batırmalı, ardından tahta forma dönüp yüzeyden karaya ulaşmalısınız. Kırılabilir yamaç korkulukları, tuzaklar, su ve form değiştirme iç içe bir yapıya sahip. Böylece sürekli bir arayış, dikkat ve bulmaca çözümü gerekliliği sağlanmış. Grafikler açısından tatmin edici bir düzeyde olan Fading Shadows, sesler ve müzikler bakımından da aşağı yukarı grafikler seviyesinde. Detaylı bir eğitim modu bulunan yapımda, 40 farklı Single Player ve Wireless üzerinden oynanabilen 10 farklı Multiplayer bölümü bulunuyor. Türe getirdiği farklı yapı ve zevkli oynanışı ile uzun süre meşgul olabileceğiniz bir oyun Fading Shadows. Yalnız PSP için yapılmış olması ile de daha bir özel oluyor. Tavsiye edilir.

(0) Comments    Read More   
Mar
14
Posted on 14-03-2008
Filed Under (Oyun İncelemeleri) by admin on 14-03-2008

Rock Tour Tycoon �World Tour 2008� bir Game Millo Entertainment ve Gabriel Entertainment ortak yapımı. Game Milo, çocuk ve gündelik oyun projeleriyle tanınmış bir yapım şirketi. Paparazzi ve Hidden Expedition: Titanic oynayanlar bu firmayı hatırlayacaktır.

Rockstar menejerliği oyunları arasında Amiga döneminde kalan �Rockstar Ate My Hamster�, yazı bazlı strateji oyunu olan Rockstar (Bu oyunda menajer değil direk Rockstar oluyorduk) ve Rock Manager�ı görüyoruz. Bu yapım ise listeye en son eklenen halka.

Seçenek mi? O ne?

Bir Flash Player projesiyle karşı karşıyayız. Oyun açıldıktan sonra menüyü görüyoruz, bolca seçenek buradan başlıyor. Yeni oyun başlatmak, Load, Credits, seçenekler menüsü ve Quit. Seçenekler menüsü ise ana menüden daha da detaylı; buradan ses, müzik düzeyini ve görüntü kalitesini ayarlayabiliyoruz. Bu menüden çıkmak için ise ok yerine Oh Yeah�nin üstüne tıklamak güzel bir espri olmuş.

Rock Tour Tycoon�un ayarlarını saatlerce süren bir çalışmadan sonra bitirince, tek yapmamız gereken yeni bir oyuna başlamak oluyor. Bu arada belirtmeliyim ki bir Flash Player projesi olmasından dolayımıdır ya da oldu bittiye gelmesinden midir bilemiyorum ama New Game�e tıkladıktan sonra ana menü ekranına, oyunun içinden ise hiç bir ekrana dönemiyoruz sadece oyundan çıkabiliyoruz.

Bir takım görevleri yerine getirmeden sadece iki gruptan birini seçebiliyoruz. Oyunda görevleri farklı gruplarla başardıkça, ekranda görülen fakat seçilemeyen gruplar aktif hale geliyor. Başlamak için Blacknote ve Paradise Regained gruplarından birini seçtikten sonra (Bu arada bu ekrandaki bütün gruplar gerçek, Myspace�te sayfalarını bulmak mümkün) tekrar adlandırmak ve logosunu değiştirmek mümkün.

Oyunun ana ekranında solda sanatçı resimlerini, ortada kamyonetimizi ve haritayı, yukarıda Save, Load, Options, hız ve Help seçeneklerini ve aşağıda altı adet sekmeyi görüyoruz. En altta ise bilgimize sunulan paramızı, Rock reytingimizi, popülaritemizi ve tarihi görmek mümkün.

Haritayı açıklamakla başlayalım. Kamyonet şu anda bulunduğumuz yeri, yıldızlar konser verebileceğimiz yerleri, altın renkli yıldızlar konser verebileceğimiz özel salonları, mikrofon kayıt stüdyosunu ve CD ise yayıncı ofisini gösterir. Başlangıçta sadece normal yıldızları ve kamyonetimizi görebiliyoruz. Fakat oyun ilerledikçe diğer seçeneklerde bu haritada beliriyor. Haritamız oyunun başında sadece bir şehri kapsıyor oyun ilerledikçe daha büyük bölgelerde konserlere gidebiliyoruz.

Herhangi bir yıldıza tıkladığımızda ise konser anlaşması yapacağımız ekranı görüyoruz. Bu ekrandan salonun kaç kişilik olduğunu öğrenmemizin yanı sıra, konserden bilet başına yüzde kaç alacağımızı, tarihi, konserde çalacağımız şarkıları ve promosyon için yapabileceğimiz şeyleri (Flyers, web sitesi reklamları, bedava demo cd dağıtımı, reklamlar vs…) ayarlayabiliyoruz. Altın yıldızlı konser ayarladığımız da ise konser tarihinde bize konseri izlemek isteyip istemediğimizi soruyor. Kabul ederseniz izleyeceğiniz grubunuzun konser salonunda ve en iyi şarkısında gösterdiği performans oluyor. Soldaki resimlerin üstüne geldiğimizde ise sanatçıların biyografilerine girebiliyoruz ya da onlara bir takım emirler verebiliyoruz. Biyografiden resimde gördüğümüz sanatçının hangi aleti çaldığını, Rock reytingini, şarkı yazma becerisini, ham yeteneğini, enstrüman çalma becerisini, egosunu, popülaritesini, stres ve mutluluk seviyesini öğrenebiliyoruz. Ayrıca bu ekrandan sanatçının ismine basarak bu üyenin yerine yeni birini alabiliyoruz.

Rock reytingi bu oyunu en önemli etkenlerinden bir tanesi. Rock Tour Tycoon�da hem grup üyelerinin her birinin reytingi, hem de bunların ortalamasının oluşturduğu grubun reytingi mevcut. Daha büyük salonlarda çalmak vs� hep bu reytinge bağlı. Grubun reytingini arttırmak için üyelerin reytingini arttırmak, üyelerin reytingini arttırmak için ise becerilerini geliştirmek gerekiyor.

Üyelerin becerilerini geliştirmek için yine resim üstüne gelip Nag�em seçeneğini tıklamamız gerekiyor. Buradaki seçenekler Chilling, yeni şarkı yazmak, becerileri çalışmak, bütün şarkıları, en iyi şarkıları, iyi bilmediğimiz şarkıları ve gösteride kullandığımız şarkıları çalışmak olmak üzere önümüze geliyor ki, eğer Rock reytingimizi arttırmak istiyorsak becerilerimizi çalıştırmalıyız.

Sekerek sekmeler

Ana ekranın alt tarafında altı adet sekme görüyoruz bu sekmeler; Calendar, Finances, Band, Public Opinion, Songs ve Shop olarak sıralanıyor. Hepsine kısaca değinelim:

Calendar sekmesinde anlaştığımız konserlerin tarihlerini görebiliyoruz. Buradan daha çok gitmek istediğimiz bir konserle tarihi çakışan konserin hangisi olduğunu bulmak, detaylarına girmek ve iptal etmek ana ekrandan aynı şeyi yapmaktan daha kolay.

Finances bölümünde ise para giriş çıkışlarını görmemiz mümkün. Unutmayın para girişi için en önemli kaynak konserler. Albüm satışından da hatırı sayılır bir meblağ kazanmak mümkün. Fakat ilk albümünüzü yaklaşık bir buçuk saat oynadıktan sonra çıkartabileceğiniz için ve her dakika albüm çıkartmak imkansız olduğu için, konser girişlerinden aldığınız paralar bütçenizin çoğunu oluşturacaktır. Giderlerimiz ise sanatçıların aylıkları, seyahat giderleri, ekipman giderleri, kayıt ücretleri ve promosyon giderleri olarak gelirlerden çok daha büyük bir yelpaze oluşturuyor ki, aman dikkat!

Band sekmesinde grubumuzun tamamının resmini, üyelerin ve grubun Rock reytinglerini, toplam fan sayımızı, grubun birbirine alışkanlık seviyesini ve grubun içindeki gerginlik seviyesini görebiliyoruz.

Public Opinion bölümü ise esprili bir şekilde Forum olarak dizayn edilmiş. Burada fanların hakkımızda yazdığı şeyleri okuyabiliyoruz.

Songs sekmesinde şarkılarımızın listesini, Rock reytinglerini, kayıt reytinglerini ve hangi CD�de bulunduklarını ayrıca albümlerimiz hakkında satış ve gelir detaylarını görebiliyoruz.

Son olarak Shop bölümünde yani dükkandayız. Burada grubumuz ve gösterileri için alet, edevat almak mümkün.

Bakalım Thriller�la kapışabilecek misiniz?

Oyunun belki de en eğlenceli kısmı albüm çıkartmak ki, bunun için en az sekiz şarkınız olması gerekiyor. Oyuna altı şarkı ile başladığımızı ve şarkı yazmanın oldukça uzun sürdüğünü düşünürsek, ilk albümümüzü çıkartmak için biraz sabretmemiz gerekiyor. Albüm kaydı haliyle kayıt stüdyosunda yapılıyor ve bunun maliyetini siz ödüyorsunuz. Sekiz ila on dört arası şarkıyı kaydettikten sonra yayıncıya gidip albüm satışı üstünden alacağınız yüzdeyi belirlemek ve en az biri beğenilen şarkılarınızdan olmak üzere, şarkılarınızı seçtikten sonra albümünüzü isimlendirip çıkartabiliyorsunuz. Satışları izlemenin en güzel yolu ise Songs sekmesi.

Oyun hakkında birkaç tüyo vermeden geçemeyeceğim. İlk gruplarla oynayacağınız oyunlar basit olsa da, açtığınız yeni gruplarla oynamaya başladıkça yapım gitgide zorlaşıyor. Başlangıçtaki gruplar hariç hepsi için zaman ilerledikçe, dükkandan bir şeyler almanız oyunun içinden çıkılmaz hale gelmemesine yardımcı olur. Ayrıca her konserde ayrı ayrı promosyon seçmektense bazılarını toptan (Üç aylık) şekilde yine dükkandan alabiliyoruz.

Eğer gruptan bir üyeyi değiştirmek istiyorsanız bunu oyunun başında yapmanızı öneririm. Konserlerde yüzde için pazarlık yaparken, eğer istediğinizi alamıyorsanız sayıyı üçer, dörder düşürmenizde yarar var çünkü birer birer düşürdüğünüz de iş inada biner gibi oluyor ve konser olasılığını kaçırabiliyorsunuz ya da çok ufak bir yüzdeye talip oluyorsunuz. Grubunuz geliştikçe kendinize bir alt limit belirleyip, bunun altındaki kişi kapasiteli konser salonlarına gitmeyin. Hem grubunuz çabuk yorulmaz hem de verdiğiniz emirleri (Şarkı yazmak, kendini geliştirmek vs…) yerine getirmek için daha fazla zaman bulur. Son verebileceğim tüyo ise maaşlar hakkında, yapabildiğiniz kadar uzun kontratlar yapın emin olun genelde daha kârlı olacaktır.

Rock Tour Tycoon ne World Tour 2008, ne Rockstar Ate My Hamster kadar eğlenceli; ne Rockstar kadar yaratıcı ne de Rock Manager�ın olduğu kadar detaylı. Tek düzeliği, çok gelişmemiş ama sempatik grafikleri, güzel müzikleri ve bir çok oyundan beklediğimiz entegre MP3 çalarıyla öne çıkıyor. Tycoon tipi oyun ve Rock müzik sevenleri, ayrıca �Bu menajerlik ne güzel iş oturduğun yerden başkasının sırtından para kazanıyorsun� diyenleri kısa bir süreliğine de olsa koltuklarına çivileyecek bir yapım.

(0) Comments    Read More   
Mar
14
Posted on 14-03-2008
Filed Under (Oyun İncelemeleri) by admin on 14-03-2008

Climax tarafından Sony’in el konsolu PSP için özel olarak hazırlanan Silent Hill Origins’in, geçtiğimiz aylarda çıkan bazı dedikodularla beraber PS2 için Port edilebileceği ihtimali doğmuştu. İlk başlarda kesin bir belirti olmasa da, daha sonra gelen açıklamayla Origins’in PS2 için tekrar düzenleneceği söylendi. Bu haberle, yeni nesil konsol almak için eski konsollarını satan oyuncuları ters köşeye yatıran yapımcılar, emektar konsol PS2 sahiplerine ise güzel bir armağan sunmuş oldu.

Silent Hill Origins, 99 yılındaki Orijinal oyunun köklerine iniyor. Travis Grady isminde bir tır şoförünü yönetebileceğimiz oyunda Travis, bir teslimat için yola koyulmuştur. Silent Hill yakınlarına doğru yolda gördüğü küçük bir kız nedeniyle ani fren yaparak durur ve tırdan iner. Geçmişine dair bir cenazeyi gördüğü kısa kesit hayallerinden sonra, sislerin içerisine doğru koşan küçük kızın peşinden gitmeye karar verir ve yol kenarındaki tabelayı görür…

Welcome to Silent Hill

Travis Grady, kasabaya girmesiyle birlikte büyük bir yangınla karşı karşıya gelir ve bu aşamadan sonra olayların kaynağını öğrenmek için harekete geçer. Bu, tabii ki o kadar kolay ilerleyen bir süreç değil. Travis’in, küçük kızın peşinden sürüklenerek Silent Hill’e gelmesi, yumağın sadece başlangıç kısmı. Hayatta kalabilmek için ipuçları aramak, doğru yolu bulmak ve en önemlisi bunları yaparken kasabanın sisli caddelerinden ilerlemek gerekiyor. Oyunun bazı noktalarında bulunan aynalar sayesinde alternatif Silent Hill’e geçiş yapabiliyor ve daha önce ulaşılamayan yollara gidebiliyor, girilemeyen odalara girebiliyoruz. Ek olarak karanlık tarafa geçiş yaptığımız süre boyunca ortam, rahatsız edici sesler, yaratıkların uğultusu ve insanı geren müziklerle bezeli bir hal alıyor. İpuçlarını toparlamak için mutlaka 2 boyut arasında mekik dokumak gerekiyor. Biz sorulara cevap ararken, bizi sürekli rahatsız edecek daha önceki oyunlardan tanıdık yaratıklarla karşılaşmak zorundayız. Onlara karşı oldukça bol alternatifimiz mevcut. Diğer oyunlarda bulunan tüfek, tabanca ve sopa gibi silahların yanı sıra Origins’te çevreden toparlayabileceğimiz ve bir kereye mahsus saldırı amaçlı kullanabileceğimiz küçük televizyon, vazo, şişe gibi seçeneklerimiz var. Macera boyunca tanıdık karakterlerle de karşılaşıyoruz. Özellikle bu kişilerle yaptığımız diyaloglar, ilerleyiş ve konu akışı için önem taşıyor.

Aynı kasaba, farklı temel

Oyunun teknik yönlerine bakarsak güzel bir PS2 uyarlaması olduğunu söylersem yanılmam herhalde. Güzel grafiklerinin yanında Travis�in üzerindeki fener sayesinde ışıklandırmalar da hoş hazırlanmış. Müzikler cephesinde aynı usta Akira Yamaoka�yı görüyoruz. Gecenin karanlığı ve sessizliğinde oynadığınızda oyunun sesleri de benliğinizi sarıyor. Özellikle alternatif SH’deki metalik sesler ve Travis yaralandığında Gamepad’ta yankılanan kalp atışları gerilim dozunu arttırıyor. Origins’in en güzel yönü ise kontrolleri. Gerçekten çok işlevsel ve kolay kavranabilecek bir kontrol mekanizması var. Bu sayede oyundan hiçbir şekilde sıkılmıyorsunuz. Ayrıca oyunda yer alan özel kamera açıları haricinde, bozulan kamera açılarını L1 tuşuyla sabitleme imkanımız da bulunuyor. Silent Hill’in puslu atmosferi, çürümüşlük hissi çok ağır basıyor ve bu duyguyu daha ilk dakikalardan başlayarak hissedebiliyorsunuz.

Koşar adımlarla ilerlediğimiz ve ayak basmadık yer bırakmadığımız kasabada, Travis ile beraberiz. Eğlenceli bulmaca parçalarına bazı bölümlerde eklenen Travis�in küçüklüğünden kalan hatıralar, onun hem neşeli bir çocuk hem de şanssız bir yetişkin olduğunu gösteriyor. �Adımı nerden biliyorsun?� sorusuna cevap verebilecek bir insanın olması, ama cevap vermeden yüz çevirip gitmesi umut kırmıyor, perçinliyor. Bir tiyatro sahnesi, sadece oyuncuların canlandırdığı hayatları değil, gerçek kabusları da serbest bırakabilir. Ne olduğunu anlamadan küçük bir kızın bakışları bu denli nasıl zihni yorabiliyor�

Bu güzel macerayla birlikte PS2�lerimize konuk olan Silent Hill Origins, oldukça hoş ve mutlaka oynanması gereken bir oyun olmuş. Kabuslarınızı yenmeden başından kalkmayın. İyi oyunlar.

(0) Comments    Read More   
Mar
13
Posted on 13-03-2008
Filed Under (Oyun Hile) by admin on 13-03-2008

Counter Strike: Condition Zero Oyun sırasında ~ tuşuyla konsolu açın. Ardından sv_cheats 1 komutunu yazıp, oyunu yeniden başlatın. Görev tekrar başladıktan sonra, tekrar konsolu açın ve aşağıdaki kodları girin:

god - Ölümsüzlük
fly - Uçma modu
noclip - Duvarlardan geçebilme
notarget - Görünmezlik
impulse 101 - Birkaç silah verir
give (eşya ismi) - Belirtilen eşyayı verir
maps - Haritaları listeler
changelevel (harita ismi) - Haritayı değiştirir
sv_restart 1 veya sv_restartround 1 - Görevi yeniden başlatır

Eşyalar:
weapon_ak47
weapon_aug
weapon_awp
weapon_deagle
weapon_elite
weapon_famas
weapon_fiveseven
weapon_g3sg1
weapon_glock18
weapon_m3
weapon_m4a1
weapon_mac10
weapon_mp5navy
weapon_p228
weapon_p90
weapon_scout
weapon_sg550
weapon_sg552
weapon_tmp
weapon_ump45
weapon_usp
weapon_xm1014

(0) Comments    Read More   
Mar
13
Posted on 13-03-2008
Filed Under (Oyun Hile) by admin on 13-03-2008

Call of Duty 4: MW versiyon 1.0 için geçerlidir.

Önce Trainer dosyasını açıp oyuna girin, menüdeyken “F1″ tuşuna basarak hileleri aktif hale getirin.

Numpad 1- Yüksek sağlık. (Patlamalardan yine ölebilirsiniz.)

Numpad 2- Cephane 100′de kalır, her silahta çalışmaz.

Numpad 3- Şarjör kapasitesi 1000′e çıkar, her silahta çalışmaz.

Dosya Boyutu: 235KB
Dosya Adı: Cod4trn-OS.zip

(0) Comments    Read More   
Mar
13
Posted on 13-03-2008
Filed Under (Oyun Hile) by admin on 13-03-2008

Tek kişilik oyuncu modunda oyun esnasında é tuşuna basın ve konsolu açın daha sonra aşağıdaki kodları girebilirsiniz:

aiCheats.code Tobias.Karlsson - Ölümsüzlük
aiCheats.code Jonathan.Gustavsson - Düşman Botları Ölür
aiCheats.code Thomas.Skoldenborg - Botları Öldürür
aiCheats.code BotsCanCheatToo - Botlar Hile Yapar
aiCheats.code TheAllSeeingEyeOfTheAIProgrammer - AI İstatistik Ekranı
aiCheats.code WalkingIsWayTooTiresome - Yeni Üreme Mekanı

(0) Comments    Read More   
Mar
13
Posted on 13-03-2008
Filed Under (Oyun Hile) by admin on 13-03-2008

Oyun sırasında “Enter”a basın ve aşağıdaki kodları girin:

X marks the spot - Haritayı açar
Medium Rare Please - 10,000 yiyecek verir
Give me liberty or give me coin - 10,000 altın verir
Nova & Orion - 10,000 XP verir
A recent study indicated that 100% of herdables are obese - Haritadaki tüm hayvanları şişmanlatır
Speed always wins - Toplama ve yapım oranını hızlandırır
tuck tuck tuck - Monster truck verir
this is too hard - Bölümü kazanma

(0) Comments    Read More